• Dargeçit
    °C
  • Mardin
    °C
  • Şırnak
    °C

Halepçe’yi Unutmadık

Mart ayının gelmesi ile beraber ard arda gelen zafer ve kahramanlık günlerinin yanında Kürt Halklarının Newroz bayramı ile Halepçe Katliamının ve zalim diktatör Saddam’ın ENFA harketinin bir araya gelmesi hoş olmasa da
2014-03-19, 08:05:14
Okunma: 1980
0 Yorum
resim

Çanakkale’de yaşanan ve Dünyaya örnek bir kahramanlık destanı olarak kalacak olan Çanakkale zaferinde yaşamlarını en genç ve en verimli çağlarında hatta okul sıralarını terk edip savaşa katılan gençlerimizin ve dedelerimizin hatıraları önünde bir kez daha eğilirken, onlara minnettar olduğumuzu ve aslı unutmayacağımızı bir kez daha söylüyoruz.

Ruhları şad olsun…

            Yine bu ay içinde karşılaştığımız 16 Mart Halepçe katliamını ve kurbanlarını anmanın burukluğu içindeyiz, Halepçe’de zalim Saddam Hüseyin rejimi tarafından katledilen yaklaşık altı bin insanımızın o günkü ölümü elbette sadece onların ölümü değildi, şüphesiz insanlığın öldüğü ve öldürüldüğü gün olarak ta hatıralarda yerini alacaktır. Ama her şeye inat yaşadığımızı ve inadına yaşayacağımızı bütün dünyaya haykırmaya devam edeceğiz çünkü bizleri öldürdüklerini sananlar aslında Çanakkale’de 250 bin kere, Halepçe’de altı bin kez, Güney Kürdistan’da 180 bin kez kendilerini öldürmüşlerdir ve bizleri öldürdükleri sandıklarının torunları olarak yaşamaya devam edeceğiz,

cellâda inat,

zalime inat…

HALEPÇE'DEN ENFAL'E KURDİSTAN

Irak'ın Kürtlere uyguladığı Enfal Operasyonu tarihçesi ve bilançosu:

1986-1989 tarihleri arasında sürdü ve bu operasyonlarda 180.000 Kürt öldürüldü…

Saddam Hüseyin'in Dokan Baraj Gölü'nün kapaklarını açmasıyla binlerce Kürt çamurlar altında kalarak yaşamını yitirdi…
*14 Nisan güney Kürdistan'da Enfal katliamının yıl dönümü. Enfal katliamı ile ilgili bildiklerimiz, bilmediklerimiz…
*Enfal resmi olarak 1986 yılında başlamış sayılsa da güney Kürdistan'da soykırım süreci 1983 yılında Barzani erkeklerinin katli ile başladı.
*On ile yetmiş yaş arası sekiz bin Barzani aynı gün evlerinden alınıp Irak'ın güneyindekiçöllerde çoğu diri diri gömülerek öldürüldü.
*Sene 1983. Barzani kadınları Musul ve Erbil'de zorunlu ikamete tabii kılındı.
*1986-1989 tarihleri arası çoğunluğu Kürt toplamda 185 bin Kürdistan'lı kimyasal silahlar ileöldürüldü.
*Irak Kürdistanı'da 4665 köyün 4000'i Enfal soykırımı ile yerle bir edildi. 185 bin Kürdistan'lı öldü. 1800 okul, 300 hastane, 3000 camii ve 27 kilise yıkılarak toplamda Kürdistan'da köylerin yüzde doksanı yer ile yeksan edildi.
*Halepçe katliamı Enfal katliamlarının en küçük ölçekli olanı idi. Sanıldığının aksine katliamlar 1989 yılında Zaxo'da son buldu.
*Barzani'lerin 1983 yılından beri dünyanın en uzun süren yasını tuttuklarını, Barzani kadınlarının sadece siyah giydiğini ve 'Barzan Dulları' kavramının yas psikolojisinde yer aldığınıbiliyor muydunuz?
*Barzan bölgesinde halen birçok yerde düğün yapılmadığını, müzik dinlenmediğini biliyor muydunuz?
*Barzan bölgesinde Saddam'ın zulmüne karşı Kürtlerle birlikte bütün tabiat ve hayvanların da direndiğinin görülmesi üzerine başlayan inançla, bugün bu bölgede hiçbir hayvan öldürülmez.        Kuş öldürmenin cezası 4 yıl, ceylan öldürmenin cesası 13 yıl hapistir.

Bu bölge şu an doğal bir sit alanıdır. 
*2005 yılında cesur bir Kürt milletvekilinin korumaları ile güney Irak'ta toplu mezar aradığını ve sonuçta bir kaç yüz cenazeyi bulduğunu, bu cenazelerin aynı yıl Barzan'a getirildiklerini ve tetkikler sonucu kimliklerinin belirlendiğini, ama 185 bin şehidin içinde sadece bir kaç yüz oldukları için kimlik bilgilerinin Kürdistan Hükümeti tarafınca devlet sırrı olarak korunduğunu ve bu yüzden Barzan'lı her ailenin kendi çocuğu/babası/kardeşi yerine rastgele bir mezar seçip her Çarşamba günü ağladığını biliyor muydunuz?
*Kürtlerin kutsal günü olan her Çarşamba Barzanlı aileler mezarlığa akın eder ve bir mezarın bakımını yapar, ağlarlar.
*Cenazeler Kürdistan'a getirildiğinde Mesud Barzani hıçkırarak ağladığı için etraftaki tüm gazetecilerin makineleri toplatılmıştı.
Bir genç “babama su getirdim” diyerek kürsüye fırladığında bütün kameralar çekimdeydi. “Susuz babama su getirdim..”
*Enfal'de öldürülen Barzanilerin günlerce çölde susuz bırakıldıklarını güneyli her Kürt bilir. Her Çarşamba mezarlar sulanır.
*Enfal süresince KDP ve YNK'nin koşulsuz ateşkes ilan ettiklerini ve yüzlerce YNK peşmergesinin KDP'li mağdurlara yardım ederken öldüklerini?
*Barzani kadınlarının senelerce Musul ve Erbil'de inşaatlarda çalıştırıldıklarını biliyor muydunuz?
*Katliamda düğün günü öldürülen erkeklerin dokunamadıkları eşleri asla evlenmediler Barzan'da. Kadınlar hep siyah giydi.
*Enfal katliamı güney Kürtlerini bağımsızlıkları için her şeyi yapmaya ikna etti.

 

     Evet, her şeye rağmen ve bütün DAHAK’lara inat bizler Newroz gününde yani 21 Mart’ta yine Orta Doğuyu şenlendireceğiz. Şenlenecek ve yine Diyarbakır’da Şırnak’ta Cizre’de İdil’de analar zılgıt çekip halaylarla barış için kardeşlik için yürüyecekler. Yine Mezopotamya toprakları zılgıtlar eşliğinde bahara merhaba diyecek, merhaba diyecek yaşama, zulme inat, zalime inat, Dehak’lara inat.

Umudumuz barış, umudumuz kardeşlik, umudumuz birlikte yaşamaktan yana.

Bu vesile ile 99.Çanakkale zaferini kutlarken Halepçe katliamını ve onun cellâtlarını lanetliyor Newroz bayramınızı da en içten dileklerime kutluyorum.

 

HALEPÇE

Bir On Altı Mart sabahıydı,

Gecesi it ulumaları ile biten bir sabahtı,

Sanki farkındaydı köpekler her şeyin,

Gece boyunca ulumaları kesilmemişti.

Ve haklıydılar, hissetmiş ağlıyorlardı,

Ağlıyorlardı yaşayacakları On Altı Mart sabahına,

Gökyüzünü kapatmıştı bulutlarla,

Bulutlar ağlamaya amade bekliyordu.

Ve başımıza çöküyordu bir On Altı Mart sabahı,

Nereden geldiği belli olmayan bir cellâtla,

Ve dünyası yıkılıyordu Halepçeliler’in,

Sessiz sedasız yerlere yığılıyordu bedenler...

Nur akan gözler kararmıştı,

Nefesler daralmış, soluklar kesilmişti,

Erimişti yüzlerdeki güzellikler,

Dudaklar beddua için son kez aralanmıştı.

Kimi ana -baba siper etmişti bedenini bebeğine,

Ama ne ana ne baba ne de bebeler, artık hiç biri yoktu,

Barış için umutlar için büyümeye çırpınan,

Nice bebelerin gözleri kapanmıştı On Altı Mart sabahında.

Yağmur değil, gözyaşı dökülüyordu bulutlardan,

Rüzgâr nefesini tutmayıp hırçınca esiyordu,

Gökyüzü şahit olmak istemiyordu olanlara,

Yüzü kapalıydı, çaresizdi yaşanan zulme.

Artık ağlamıyordu kundakta bebek,

Gelin uyanmamıştı şafak vaktinde,

Ve baba ve ana namaza kalkamamıştı o sabah,

Sessizdi kuzular, ötmüyordu horuz, havlamıyordu köpek.

Bulutlar ağlıyordu,

Gökyüzünü karartıp da kapatmıştı,

Rüzgâr öfkesinden ofluyordu sağa sola,

Ve yaşam yoktu bir On Altı Mart sabahında.

Sevdalı, sevdasız,

Nergisler boynu büküktü,

Kimisi yemin etti bir daha yaprak açmamaya,

Ve Kürt’ün başına yıkılmıştı bir On Altı Mart sabahı.

Halapçe, Halepçe seni ağlatanlar utansın,

Tarih ağlasın, bilim utansın,

İnsanlık dersini almamış insanlar utansın,

Hiroşima’yı, Nagazaki’yi yıkanlar utansın.

Ama, ama ehd u aman olsun ki,

Unutmayız On Altı Mart sabahını ve HALEPÇE’yi,

Çünkü izlerini hiçbir zaman silemeyiz tarihten,

Halepçe, Halepçe vurulduk, vurdular bizi

Ehd u aman dedik,

Kimsenin kimsede ahı kalmaz,

Bebelerimizin, ecdadımızın ölümü elbette unutulmayacaktır,

Halepçe, Halepçe elbet bir gün yüzün, yüzümüz

gülecektir...

HABER İLE İLGİLİ
Henüz yorum yok, ilk yorumu siz yapın.
YAZARLAR

ARŞİV
ANKET
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz
  • İyi
  • Orta
  • Kötü

Site Haritası RSS Beslemeleri